TechnoMania BLOG v 2.3 - Türkiyenin TeknoManyak BLoĞU

blogcuyum, blogcusun, blogcu …

Cilt Lekeleri


Güneş ışınlarının etkisi ile oluşan pigment artışı, ciltte geniş leke görüntüleri oluşturur. Ayrıca sivilce izleri, hamilelik, aşırı antibiyotik kullanma, yanlış kozmetik ürünleri gibi sebepler, ciltte lekelerin oluşmasına neden olmaktadır.

Bitkisel ürünlerle lekeler, çeşitli yöntemlerle bir süre içersinde kalıcı sonuçlara ulaşıyor. Aynı zamanda bu bitkisel ürünler uygulanırken- ciltte herhangi bir tahriş veya kızarıklık yapmaması avantajdır. 3 ay düzenli uygulanan bitkisel peelinglerle, ciltte yeniden yapılanma ve lekelerin büyük ölçüde açıldığı gözlemlenir.

Kimi lekeler, sivilce izleri ve benzeri tarzıaki sorunların halledilmesi için, üst derinin bir tabaka temizlenmesi zorunludur. Peeling adını verdiğimiz cilt soyma işlemini bitkilerle uygularken, kesinlikle cilde aşırı bir uygulama yapılmamalıdır. Cilt yapısına uygun bitkisel kürlerle bu işlem uygulanmalıdır.

Yağlı Ciltler İçin

Öncelikle cilt, bitkisel bir temizleme jeli ile temizlenmeli, arkasından ince bir tabaka kayısı yağı sürülmelidir. Birer avuç kekik, papatya, limon ve biberiye bitkileri, 1/2 lt. gülsuyunda, bir taşım kaynatılarak süzülür. Daha sonra 2 avuç yeşil kilin içerisine, süzülen bitki ekstresi ile katı bir bulamaç ile oluşturulur. Bir kahve kaşığı adaçayı esansı ilave edilir. Hazırlanan bu karışım ile 4 hafta, haftada bir olmak üzere uygulanır. Bu uygulama sonrasında bitkisel tonik ve nemlendiricisi sürülmelidir.

Kuru Ciltler İçin

Cilt yapısına uygun bir temizleme sütü ile cilt temizlenmelidir. Arkasından göz altı hariç tüm cilde- avokado veya jojoba yağı sürülüp emilimi beklenmelidir. Birer avuç at kuyruğu, mücver çiçeği, bir parça avakado meyvesi, papatya ve hatmi bitkileri 1/2 lt. gülsuyunda bir taşım kaynatılarak süzülür. Hazırlanan bitki ekstresi, 2 avuç toz yosun veya soya unu ile bulamaç yapılarak, içerisine bir tatlı kaşığı arı sütü ilave edilmelidir. Haftada bir gün olmak üzere 4 hafta boyunca bu maske uygulaması yapılmalı, daha sonra bitkisel bir onarıcı ürün sürülmelidir.

Terlik Seçerken Dikkat!


Denge unsurundan yoksun, plastik yoğunluklu ve uzun topuklu terlikler ayak sağlığını riske atıyor.

Çukurova Üniversitesi öğretim üyesi Prof.Dr. Hüseyin Bayram, terlik seçiminin ayak sağlığı için çok önemli olduğunu söyledi.

Terlik seçerken en önemli unsurun taban olduğuna dikkat çeken Bayram, "Ayağın altındaki yapı kolay bozulmayacak şekilde olmalı. Ayaktan kolay çıkacak tipteki terlikler ister düz, isterse engebeli arazide olsun yürümeyi bozar" dedi.

Bu yılın modası olan ve kullanımı her geçen gün artan parmak arası terliklerin de sağlıklı olmadığını belirten Bayram, bu tür terliklerin özellikle diyabet rahatsızlıkları olanlar için büyük risk taşıdığını söyledi.

Bayram, diyabet hastalarının hissetme duyusunun zayıf olduğunu belirtti:

"Özellikle şeker hastalarının, bu yılın modası parmak arası terlikten uzak durması gerekir. Bu hastalar hissetme yönünden sıkıntılıdır. Genellikle plastikten yapılan ve parmak arasına oturan parça yara yapar, ancak hasta farkına varmaz.

Ayakta iltihaplanmalar oluşur, bu durum ayakta cerrahi müdahaleler gerektirecek durumlara kadar gidebilir."

Ayakta ter oluşturacak plastik tabanlı terliklerden uzak durulması gerektiğini de belirten Bayram, yüksek topuklu terliklerin ise özellikle çocuklarda ayak kemik gelişimini önleyebileceğini kaydetti.

Geniş bir zeminde yere basacak, mantar oluşumunu engellemesi açısından terletmeyen ve ayak yapısına uygun terliklerin seçimine özen gösterilmesi gerektiğine değinen Bayram, "Kadınların sıkça tercih ettiği yüksek topuklu terlikler, ağırlığı tamamen ön kısma verdiği için belde ve bacaklarda ağrılara neden olur. Bu tür terliklerde denge unsurufazla olmadığı için yürümede zorluk çekilir, kişi gerektiğinden daha çabuk yorulur" dedi.

Müzik Dinleyen Bebekler Daha Çabuk Büyüyor


Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, ABD’de yapılan bir araştırmanın, klasik müzik dinleyen bebeklerin daha çabuk büyüdüğünü ve daha uyumlu olduklarını gösterdiğini bildirdi.


Prof. Dr. Faruk Yorulmaz, müziğin kişinin psikolojisini ve beden sağlığını çok yakından etkilediğini söyledi. Araştırmaların, iş yerlerinde çalınan hafif ve hareketli müziğin, çalışanların yaptıkları işe konsantrasyonunu ve iş başarısını çok önemli ölçüde artırdığını gösterdiğini belirten Yorulmaz, bu nedenle eski çağlardan beri insanların acılarını, sevinçlerini, ayrılıklarını, kavuşmalarını, mutluluklarını hep müzikle ifade ettiğini kaydetti.

Müziğin stresi ve sıkıntıyı azaltarak ruh sağlığını da koruduğunu anlatan Yorulmaz, anne karnındayken müzik dinletilen bebeklerin psikolojik gelişimlerinin daha iyi olduğu, hırçın davranışlar yerine daha uyumlu davranışlar sergilediklerinin gözlendiğini söyledi.

ABD’de yapılan bir araştırmada klasik müzik dinleyen bebeklerin daha çabuk büyüdüğü ve daha uyumlu olduklarının gözlemlendiğini bildiren Yorulmaz, “Klasik müzik çalındığında bebeklerin kalp atışları ve nefes alıp vermelerinin daha düzenli hale geldiği belirlenmiştir” dedi.

Klasik müziğin iştah açtığını ifade eden Yorulmaz, şunları kaydetti:
“Türkler ruh hastalıklarının tedavisinde uzun süre müzikten faydalanmışlar, hatta ruh hastalıkları dışında pek çok başka hastalıkta da müzik tedavisi ile ilgili yazılar yazmışlardır. Doğru seçilmiş bir müzik, insanın daha mutlu bir hayat yaşamasına yardımcı olur. Ruhsal olarak sıkıntı veren, üzücü, stresi artırıcı, ayrılık, ölüm, kötü kader gibi ifadelerle insanı ümitsizliğe, çaresizliğe ve olumsuz durumdan kurtulmak için çaba göstermekten kaçınmaya götüren müzik parçaları toplumsal ruh sağlığımızı tehdit etmektedir. Çoğunlukla bu tür müzik parçalarını dinlemeyi tercih eden insanlarda, kötümser ruh hali kişiliklerine ve yaşadıkları hayata da yansımakta, bu karamsar, ümitsiz ruh hali tüm hayatlarını, dünyaya ve olaylara bakış açılarını etkilemektedir.”

Varsayılan Kundak Kalça Çıkıklığına Sebep Oluyor


İstanbul -AA- Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Muharrem İnan, Türkiye'nin kalça çıkığı açısından dünyada ilk sıralarda yer aldığını belirterek, bunun de en önemli sebebinin çocukların kundaklanması olduğunu bildirdi.

Doç. Dr. İnan yaptığı açıklamada, kalça çıkığının kız çocuklarında görülme oranının erkeklere göre 4-5 kat daha fazla olduğunu dile getirdi.

Kundaklama işlemenin Eskimolarda, Japonya'da ve Türkiye'de geleneksel olarak uygulandığına dikkat çeken İnan, kundaklamayla bebeklerin bacak ve kollarının düzgün olmasının amaçandığını, ancak oluşacak bacak eğriliklerini önlemede böyle bir uygulamanın modern tıpta yerinin bulunmadığını kaydetti.

Kalça çıkığı tedavisinin başarılı olmasında erken tanının çok önemli olduğunu vurgulayan İnan, erken dönemde kalça çıkığı tanısı konan çocukların ameliyatsız yöntemlerle iyileştiğini, ancak geç tanı konulduğunda mutlaka cerrahi tedavi gerektiğini ifade etti.

Sahte Güneş Gözlükleri Tehlike Saçıyor


SİVAS (İHA) - Anadolu Gözlükçüler ve Optisyenler Dernekleri Federasyonu Başkanı Taylan Küçüker, ülke genelinde işportacılarda satılan taklit güneş gözlüklerinin tehlike saçtığını söyledi.

İnsanların özellikle güneşli ve karlı havalarda aşırı ışıktan korunmak için güneş gözlüklerini tercih ettiğini kaydeden Küçüker, göz ve görme sağlığı açısından son derece zararlı olan sahte işporta gözlüklerinin satılmaya devam ettiğini kaydetti.

Ünlü markaların kötü taklitleri olan bu gözlüklerin; çok ucuz olması, satın alan ya da kullanan için suç teşkil etmemesi nedeni ile pazarda önemli miktarda yer bulduğuna dikkat çeken Küçüker, "Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bu taklit ürünlerin satışının tamamen sıfırlanması mümkün değildir ancak eğitimle, yasal önlemlerle ve uluslararası standartlara uygun üretim ile azaltılabilir" diye konuştu.

Türk insanının UV radyasyonu konusunda oldukça bilgisiz ve duyarsız bir duruş sergilediğini ifade eden Küçüker, "İnsanlar tüm hayatları boyunca maruz kaldıkları UV radyasyonunun yaklaşık olarak yüzde 80 'ini 18 yaşına kadar almaktadır. Bu nedenle toplumların eğitiminin daha ilk yaşlardan itibaren başlaması, güneşlenme ve UV radyasyonundan korunma alışkanlıklarının kazandırılması halk sağlığı açısından çok önemlidir" dedi

Yatmadan Önce Ekran Karşına Geçmeyin


Bilgisayar ve televizyon karşısında yatmadan önce geçirilen her dakika, bir sonraki gün yorgunluğa neden oluyor.

İSTANBUL - Japonya’da yapılan bir araştırmaya göre; yatmadan önce bilgisayar ve televizyon karşısında fazla vakit geçirenler, bunu yapmayanlarla aynı uzunlukta uyusalar bile kendilerini daha yorgun ve daha az uyumuş hissediyor.

Herkes kadar uyuyor ancak sabahları uykunuzu alamadığınızı düşünüyorsanız, sorun yatmadan önce yaptıklarınızdan kaynaklanıyor olabilir.

Japonya’nın Osaka Üniversitesi’nde yapılan bir araştırma, yatmadan önce zamanlarını bilgisayar veya televizyon karşısında geçirenlerin uykusuzluktan daha çok şikayet ettiklerini ortaya koydu.

Yaklaşık 6 bin kişinin katıldığı araştırmada, uyku öncesi elektronik aletlerin karşısına geçen deneklerin sabahları kendilerini daha yorgun hissetikleri sonucuna varıldı.

Araştırmanın en ilgi çekici yanıysa, daha az uyumaktan yakınan katılımcıların, aslında yatmadan önce bilgisayar karşısına geçmeyenlerle aynı süreyi uykuda geçirmelerine rağmen uykusuz kaldıklarını düşünmeleri.

Bu durum, bilgisayar ve televizyon başında geçirilen uzun sürenin belki uyku süresini değil ama uyku kalitesi ve uyku ihtiyacını etkilemesine bağlanıyor.

Uzmanlar, özellikle internet tutkunlarının yeterli miktarda uyusalar da daha yorgun uyandıklarını söylüyor.

<<Önceki Sayfa |1/ 8|

program indir Free Software Download Driver Ara Youtube İzle