Tüm dünyada merakla beklenen Little Big Planet'in şarkılarından birinde Kuran'ı Kerim ayeti olduğu anlaşılınca çıkış tarihi ertelendi.
Bilgi İçin : PlayStation Blog
Bizim daha çok mezarlık girişlerinden tanıdığımız "Her nefis ölümü tadacaktır." anlamına gelen ayetin bir pop şarkısında geçmesinin Müslüman camiasında hoş karşılaşmayacağı konusunda resmi forumlarında solid_08 adlı kullanıcı tarafından yapılan uyarıyı dikkate alan Sony, diğer kullanıcılardan aldığı yoğun tepkiye rağmen erteleme kararından vazgeçmedi. Oyunun yeni çıkış tarihi ise 27 Ekim olarak belirlendi.
:: Tartışmalara yol açan şarkıyı buradan indirin.
SDN - http://shiftdelete.net
Koyun kopyalamayla başlayan klonlama çılgınlığına maymun da eklendi.
Maymun kopyaladıklarını ileri süren Rus bilim adamlarının yeni hedefi
ise çok tartışılacak!
Bu gelen gece olan Leyle-i Berat, bütün senede bir kudsî çekirdek
hükmünde ve mukadderat-ı beşeriyenin proğramı nev'inden olması
cihetiyle Leyle-i Kadr'in kudsiyetindedir. Herbir hasenenin Leyle-i
Kadir'de otuzbin olduğu gibi, bu Leyle-i Berat'ta herbir amel-i sâlihin
ve herbir harf-i Kur'anın sevabı yirmibine çıkar. Sair vakitte on ise,
şuhur-u selâsede yüze ve bine çıkar. Ve bu kudsî leyali-i meşhurede
onbinler, yirmibin veya otuzbinlere çıkar. Bu geceler, elli senelik bir
ibadet hükmüne geçebilir. Onun için elden geldiği kadar Kur'anla ve
istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır. ( Said Nursî
Şualar: 505)- Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuşlardı:
�Recep, Allah�ın ayıdır. Şaban, benim ayımdır. Ramazan, ümmetimin
ayıdır�. Mübarek Recep ayının ardından gelen Şaban ayı Resulullah
sallallahu aleyhi ve sellem�in ayıdır. Bu mübarek ayın değerini
bilerek, ibadetlerimizi yapmalı, alemlerin Rabbinden af dilemeliyiz.
Şaban ayının önemli özelliklerinden biri Beraat gecesi gibi müstesna bir gecenin bu ayın içinde bulunmasıdır.
Ebu Hüreyre Radıyallahu And�dan rivayet edildiğine göre: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem efendimiz şöyle buyurmuştur:
��Şaban ayının on beşinci gecesinin ilk vaktinde Cebrail (a.s) bana geldi; şöyle dedi:
��Ya Muhammed, başını semaya kaldır. Sordum.
��Bu gece nasıl bir gecedir? Şöyle anlattı:
��Bu gece, Allah-u Teala, rahmet kapılarından üç yüz tanesini açar.
Kendisine şirk koşmayanların hemen herkesi bağışlar. Meğer ki,
bağışlayacağı kimseler büyücü, kahin, devamlı şarap içen, faizciliğe ve
zinaya devam eden kimselerden olsun. Bu kimseler tövbe edinceye kadar,
Allah-u Teala onları bağışlamaz.
Gecenin
dörtte biri geçtikten sonra, Cebrail yine geldi ve şöyle dedi: "Ya
Muhammed başını kaldır. Bir de baktım ki, cennet kapıları açılmış.
Cennetin birinci kapısında dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyor: "Ne mutlu bu gece rüku edenlere.
İkinci kapıdan dahi bir melek durmuş şöyle sesleniyordu: "Bu gece secde edenlere ne mutlu".
Üçüncü kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece dua
edenlere ne mutlu." Dördüncü kapıda duran melek dahi şöyle
sesleniyordu: -"Bu gece, Allah'ı zikredenlere ne mutlu".
Beşinci kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece Allah korkusundan ağlayan kimselere ne mutlu."
Altıncı kapıda duran melek dahi, şöyle sesleniyordu: "Bu gece
Müslümanlara ne mutlu." Yedinci kapıda da bir melek durmuş şöyle
sesleniyordu: "Günahının bağışlanmasını dileyen yok mu ki, günahları
bağışlansın.
Bunları gördükten sonra, Cebrail'e sordum: "Bu kapılar ne zamana kadar açık kalacak?
Şöyle dedi: "Ya Muhammed, Allah-u Teala, bu gece, Kelp kabilesinin
koyunlarının tüyleri sayısı kadar kimseyi cehennemden azat eder."
- Hz. Ayşe Radıyallahu Anha anlatıyor: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki: "Allah Teala Hazretleri, Nıfs-u Şa'ban gecesinde dünya semasına iner ve Kelb kabilesinin koyunlarının tüyünün adedinden daha çok sayıda günahı affeder."
Berat Gecesinin Mahiyeti ve Önemi
Yıllık
bir program çerçevesinde yürütülen ticari faaliyetler yıl sonunda o
program esaslarına göre kontrol) ve teftiş edilir. Kâr zarar hesapları
yapılır. Kesin hesabın tespitinden sonra
da gelecek yılın programı hazırlanarak şeklini alır.
Her yıl tekrar edilen bu kontrol ve tespit işlemleri sayesinde ekonomik
hayatta istikrarlı ve sağlam bir ilerlemenin temini mümkün olur.
Bu misalin ışığında manevi hayatımıza ve faaliyetlerimize bakalım.
Dünya, âhiret hayatının kazanılması için yaratılmış bir manevi ticaret
yeri olduğuna göre, o ticaretle ilgili faaliyetlerin de yıllık
muhasebeye tabi olması gayet tabiidir.
Bu muhasebenin vakti üç ayların içindedir. Berat Kandili ile başlayıp Kadir Gecesiyle biten devreye rastlar.
Duhan Sûresinin 2., 3. ve 4. âyetlerinin Berat Gecesinden bahsettiği bildirilmektedir. Âyetlerin meali şöyle:
"O apaçık kitaba and olsun ki, biz onu gerçekten mübarek bir gecede
indirdik. Çünkü biz onunla insanları uyarmaktayız. Bütün hikmetli işler
o gecede tefrik olunur."
Bu âyetler hakkında iki görüş vardır. Çoğu tefsir bilginlerinin
görüşüne göre, bu mübarek gece Kadir Gecesidir. İkrime bin Ebi Cehil'in
de dahil olduğu bir grup alim ise; bu gecenin Berat Gecesi olduğunu
söylemişlerdir. Her iki tefsiri birleştiren diğer bir görüşe göre de,
hikmetli işlerin ayırımının yapılmasına Berat Gecesinde başlanmakta ve
bu işlem Kadir Gecesine kadar devam etmektedir. Bu hikmetli işler
nelerdir ve âyetin mânası nedir?
Yıllık kader programı
İbni Abbas'tan rivayet edildiğine göre, hikmetli işlerin birbirinden ayırd edilmesi şu şekilde cereyan etmektedir:
Bu seneden gelecek seneye kadar meydana gelecek olayların hepsi ayrı
ayrı melekler tarafından defterlere yazılır. Rızıklar, eceller,
zenginlik, fakirlik, ölümler, doğumlar hep bu esnada kaydedilir. O
yılki hacıların sayısı bile bu devrede takdir olunur. Herkesin ve
her-şeyin o sene içindeki mukadderatı kaydedilir.
Rızıkla alakalı defterler Mikail Aleyhisselâma verilir.
Savaşlarla ilgili defterler Cebrail Aleyhissalama verilir.
Ameller nüshası dünya semasında görevli melek olan İsrafil'e verilir ki bu büyük bir melektir.
Ölüm ve musibetlerle ilgili defter de Azrail Aleyhisselâma teslim edilir.
Fahreddin er-Râzî"nin açıklamasına göre bu defterlerin düzenlenmesi
Berat Gecesinde başlar, Kadir Gecesinde tamamlanarak her defter
sahibine teslim edilir.1
Berat Kandilinin "bütün senede bir kudsi çekirdek hükmünde ve beşer
mukadderatının programı nev'inden olması cihetiyle Leyle-i Kadrin
kudsiyetinde" olması bu manalara dayanmaktadır.2
Kur'ân'ın bu gecede indirilmesi meselesine ise şöyle bir açıklama getirilmektedir:
Berat gecesi, Kuran-ı Kerimin Levh-i Mahfuzdan dünya semasına toptan
indirildiği gecedir. Buna inzal denir. Kadir gecesinde ise
Peygamberimize ilk kez ve parça parça indirilmeye başlanmıştır. Buna da
tenzil denir.
Tefsirlerde bu gece ile ilgili olarak şu şekilde izahlar yer
almaktadır: Vergi ödendiği zaman nasıl ki vergi borçlusuna borcundan
kurtulduğunu gösteren bir belge veriliyorsa, Allah Azze ve Celle de
Berat Gecesinde mü'min kullarına berat yazar. Zaten bu gecenin dört adı
vardır: "Mübarek Gece", "Berae Gecesi", "Sakk Gecesi. Belge ve senet.
(Allah Teala bu gece mü'min kullarına beraet yazar)", "Rahmet Gecesi."
"Berat, beraet" kelimesi "el-berâe" kelimesinin Türkçedeki kullanılış
şeklidir. Beri olmak, aklanmak, temiz ve suçsuz çıkmak demektir.
"Berâet" iki şey arasında ilişki olmaması, kişinin bir yükümlülükten
kurtulması veya yükümlülüğünün bulunmaması anlamına gelmektedir.
Mü'minlerin bu gece günah yüklerinden kurtulup İlâhî bağışa ermeleri
umulduğu için de Berat Gecesi denmiştir.
Bir kısım âlimlerin, kıblenin Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki
Kabe istikametine çevrilmesinin Hicretin ikinci yılında Berat Gecesinde
gerçekleştiğini kabul etmeleri de geceye ayrı bir önem
kazandırmaktadır.3
Berat Gecesinin beş ayrı özelliği vardır.
1. Bütün hikmetli işlerin ayırımına başlanması.
2. Bu gecede yapılacak ibadetlerin diğer vakitlere nispetle kat kat sevaplı olması.
3. İlâhi rahmetin bütün âlemi kuşatması.
4. Allah'ın af ve bağışlamasının coşması.
5. Peygamberimize tam bir şefaat yetkisinin verilmiş olması.
Bir rivayette bildirildiğine göre Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam
Şâban'ın onüçüncü gecesi ümmeti hakkında şefaat niyaz etti, üçte biri
verildi. Ondördüncü gecesi niyaz etti üçte ikisi verildi. Onbeşinci
gecesi niyaz etti, hepsi verildi. Ancak Allah'tan devenin kaçması gibi
kaçanlar başka...
Zemzem kuyusunun bu gecede açık bir şekilde coşup çoğalması da bu
manaları kuvvetlendiren kutsal bir işaret olarak yorumlanmaktadır.4
Peygamber
Efendimiz bir hadis-i şeriflerinde Berat Gecesinin
feyiz ve bereketini çeşitli şekillerde nazara
vermektedir.
"Şâban'ın 15. gecesi geldiğinde geceyi uyanık
ibadetle, gündüzü de oruçlu olarak geçirin. O gece
güneş battıktan sonra Allah rahmetiyle dünya
semasına tecelli eder ve şöyle seslenir:
"İstiğfar eden yok mu, affedeyim ve bağışlayayım. "Rızık isteyen yok mu, hemen rızık vereyim.
"Başına bir musibet gelen yok mu, hemen sağlık ve afiyet vereyim.
"Böylece tan yerinin ağarmasına kadar bu şekilde devam eder."s
Çünkü o gece İlâhi rahmet coşmuştur. Berat Gecesi beşer mukadderatının
programı çizilirken insanlara verilen eşsiz bir fırsattır. Bu fırsatı
değerlendirip günahlarını affettirebilen, gönlünden geçirdiklerini
bütün samimiyetiyle Cenab-ı Hakka iletip isteklerini Ondan talep eden
ve belalardan Ona sığınan bir insan ne kadar bahtiyardır. Buna
karşılık, her tarafı kuşatan rahmet tecellisinden istifade edemeyen bir
insan ne kadar bedbahttır.
Peygamber Efendimiz bu gecede af dışı kalanları şu hadisleri ile bildirmektedir:
"Muhakkak ki, Allah Azze ve Celle Şâban'ın onbeşinci gecesinde
rahmetiyle yetişip herşeyi kuşatır. Bütün mahlukatına mağfiret eder.
Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık hissiyle dolu olup insanlarla
zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler müstesna."6 "Yüce Allah bu
gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur, ancak kâhin, sihirbaz yahut
müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün olan veya ana babasını
inciten yahut zinaya ısrarla devam eden müstesna."7
"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi
olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını
bağışlar."8
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz
özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda
görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın
çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok
farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhissalâtü Vesselamı
yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda
Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış
halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına
rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları
sayısınca insanları mağfiret eder."5
Bütün
mahlukatına mağfiret eder. Yalnızca müşrikler ve kalbleri düşmanlık
hissiyle dolu olup insanlarla zıtlaşmaktan başka bir şey düşünmeyenler
müstesna."6 "Yüce Allah bu gece bütün Müslümanlara mağfiret buyurur,
ancak kâhin, sihirbaz yahut müşahin (çok kin güden) veya içkiye düşkün
olan veya ana babasını inciten yahut zinaya ısrarla devam eden
müstesna."7
"Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesi tecelli eder ve ana-babasına asi
olanlarla Allah'a ortak koşanlar dışında kalan bütün kullarını
bağışlar."8
Üç aylara ayrı bir ruh ve mâna içinde giren Peygamber Efendimiz
özellikle Şaban ayına özel bir özen gösterir, başka zamanlarda
görülmemiş bir derecede ibadete ve âhiret işlerine yönelirdi. Bu ayın
çoğu günlerini oruçlu geçirirken, geceleri de diğer gecelerden çok
farklı bir şekilde ihya ederdi
Bir Berat Gecesinde uyanıp da Resulullah Aleyhis-salâtü Vesselamı
yanında bulamayan Hz. Âişe kalkarak Efendimizi aramaya başladı. Sonunda
Peygamberimizi Cennetü'1-Bakî mezarlığında başını semaya kaldırmış
halde buldu.
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam mübarek hanımına Berat Gecesinin faziletini şöyle anlattı:
"Muhakkak ki, Allah Teâlâ Şâban'ın onbeşinci gecesinde dünya semasına
rahmetiyle tecelli eder ve Benî Kelb Kabilesinin koyunlarının kılları
sayısınca insanları mağfiret eder."9
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir.
Bu
bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz
takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını
bir gece içinde bize kazandırabilir.
"Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.
Gecenin manevi değeri dolayısıyla namaz, Kur'ân tilaveti, zikir, teşbih
ve istiğfarla geçirilmesi, bu gece vesilesiyle muhtaçlara yardım ve
benzeri hayırlı amellere özel bir önem verilmesi müstehaptır.
İşlenen sevaplı amellerin değeri başka zamanlarda on ise, Berat Kandilinde yirmi bindir. Meselâ başka zamanlarda okuduğumuz bir tek Kur'ân harfine on sevap veriliyorsa, bu gecede her bir harfine yirmi bin sevap verilmektedir
Bu
bakımdan tam bir ihlâsla çalışıp ihyasına gayret gösterebildiğimiz
takdirde Berat Kandili elli bin senelik bir ibadet hayatının sevabını
bir gece içinde bize kazandırabilir.
"Onun için elden geldiği kadar Kur'ân ve istiğfar ve salavatla meşgul olmak büyük bir kârdır."10
Tek kişinin çalışma ve kazanma gücü maddi hayatta olduğu gibi manevi hayatta da sınırlıdır diyorsak, bunun çaresi vardır. Aynı gayeyi paylaşan ve dünyada aynı maksatla yaşayan mü'min kardeşlerimizle birlikte teşkil ettiğimiz manevi şirket; bize hesabından âciz kalacağımız sonsuz bir manevi serveti kazandırabilir. Üstelik maddi kazançlarda kâr, ortaklar arasında bölünerek küçüldüğü halde mânevi kârda böyle bir şey kesinlikle söz konusu değildir. Çünkü manevi faaliyetler nurludur. Nur ise maddi eşya gibi küçülmez ve bölünmez.
İmam-ı Gazali Hazretleri el-İhyâ'da, Berat Gecesinde yüz rekât namaz kılınması hakkında bir rivayete yer verse de, hadis âlimleri bu namazın sünnette yerinin olmadığını, böyle bir namazın Hicretten 400 sene sonra Kudüs'te kılınmış olduğu tesbitinde bulunurlar. Hatta İmam Nevevi böyle bir namazın sünnette bulunmadığı için bid'at bile olduğunu ifade eder.
Bunun
yerine kaza namazının kılınması daha isabetli olacaktır. Bununla
beraber kılındığı takdirde de sevabının olmadığı anlamına gelmez.
Çünkü ibadet alışkanlıklarının iyice azaldığı zamanımızda insanların bu
vesileyle namaza yönelmelerini hoşgörü ile karşılamak faydalı olacaktır.
Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bu gece Rabbine şöyle dua etmiştir:
"Allahım, azabından affına, gazabından rızana sığınırım, Senden yine
Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini
sena ettiğin gibi yücesin."11
Berat Duası
Bazı mâna büyüklerinin de şöyle bir duası vardır:
"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl.
Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun
ki, 'Allah dilediğini
siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."12
Bu idrak ve şuur içinde ihya edeceğimiz Berat Gecesinin hepimiz için hayırlara vesile olmasını Cenab-ı Haktan niyaz edelim.
Şaban ayının on beşinci gecesi kılınacak olan namaz ; yüz rekattır. Bu
namazın her rekatında, Fatihadan sonra on kere ihlas süresi okunur. Yüz
rekat kılan kişi bin defa ihlas süresini okumuş olur.
Bu namaza hayır namazı da denmiştir. Geçmiş büyükler bu namazı toplu
halde cemaatle de kılmışlardır. Bu namazın çok fazileti olduğu gibi,
hesaplanama-yacak kadarda çok sevabı vardır.
Hasan-ı Basri Rahmetullahı Aleyh'den gelen rivayete göre:
"Otuz sahabeden dinledim, bu namaz için şöyle dediler: "Her kim bu
namazı, berat gecesi kılar ise. Allah-u Teala'nın yetmiş rahmet nazarı
ona ulaşır. Her nazarda, kendisinin yetmiş ihtiyacı yerine gelir.
Bunların en küçüğü, Allah-u Teala'nın mağfiretidir.
Berat Gecesi Namazı -II
Berat gecesi kılınan namazlardan biride iki rekat olarak kılınır.
Birinci rekatta Fatiha okunduktan sonra kısa bir sure okunarak rükuya
gidilir. Rükudan doğrulur ve secdeye gidilir. Secdede uzun sure
kalınır, bu konuda belli bir tahdit yoktur, ne kadar dayanabilirsen.
İkinci rekatta da aynı şekilde Fatihadan sonra kısa bir sure okunur.
İlk rekatta olduğu gibi secdeye gidildiğinde yine uzun sure secdede
kalınır. Gücünüzün yettiği kadar. Secdeden kalkılır tahiyatta
okunacaklar okunur ve selam verilir. Selam ile birlikte eller dua için
alemlerin Rabbine kalkar...
Bu namaz hakkında Hz. Aişe Radıyallahu An-hum'a validemiz, Resulullah
Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu nakletmiştir.
-"Ya Aişe, bu gecenin nasıl bir gece olduğunu bilir misin? Bende
-"En iyisini, Allah ve Resulü bilir." Dedim. Şöyle buyurdu:
-"Bu gece şaban ayının yarısıdır. Dünya işleri ve kulların işleri bu
gece Yüce Hakka arz edilir. Bu gece cehennemden azat edilenlerin
sayısı; kelb kabilesinin koyunları sayısı kadardır. Bu gece bana izin
verir misin"?
-"Olur" dedim. Kalkıp namaza durdu. Ayakta durması hafif oldu. Fatiha
suresini okudu; sonra da küçük bir sure okudu. Gecenin yarısına kadar
secdede kaldı. Daha sonra ikinci rekata kaktı. Ayakta iken, birinci
rekatta okuduğu kadar bir şey okudu. Sonra yine secdeye vardı. Bu
secdede dahi, tan yeri ağarıncaya kadar kaldı. Secdede o kadar kaldı
ki, bunun için Yüce Allah ruhunu aldı sandım. Bana gelmesi uzayınca,
kendisine yaklaştım. Hatta ayaklarına elimi sürdüm. Hareket ettiğini
görünce rahatladım. Secdesinde şöyle dediğini işittim:
"Azabından affına sığınırım. Dargınlığından rızana sığınırım. Senden
sana sığınırım. Şanın yücedir. Sen kendi zatını övdüğün gibi, seni
övemem..."
Sonra kendisine sordum: "Ya resulullah, bu gece secdende bir şeyler
okuduğunu duydum. Bunları daha önce okuduğunu hiç duymamıştım. Böyle
demem üzerine, bana sordu: "Sen onları öğrenebildin mi"? Bu sorusuna
karşılık: "Evet" deyince, şöyle buyurdu:
"Onları hem sen öğren, hem de başkalarına öğret."
| Efendiler Efendisi'ne sesleniş Bu gece Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in dünyaya geldiği 'Mevlid Kandili... İşte "Güllerin Sultanı'na sevgiyi dizelere dökenlerin dilinden ilahi ve şiirler: |
| 30 Mart 2007 13:18 |
Yazı boyutunu büyütmek için |
Cenab-ı Hak, Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem)'i bize bir örnek insan olarak göndermiştir. Allah Resulü'nün yaşamış olduğu hayatın her karesinden alacağımız pek çok ders var. Bugün yaşadığımız problemleri O'nun örnek hayatından çıkarılabilecek prensiplerle çözmemiz mümkün. Bu da Efendimiz'in hayatını bilmemize bağlı. Onun için Allah Resulü'nün hayatını okumalı, başta çocuklarımız olmak üzere etrafımızdaki kişilere okutmalıyız. Ve tabii ki O'nun hayatını hayatımıza hayat kılmalıyız. Allah Resulü'nün hayatında önemli yer tutan hadiselerden hareketle yılları esas alarak sizin için bir kronoloji hazırladık. Bu kronoloji sayesinde Efendimiz'in hayatı kare kare gözümüzde canlanacaktır. 571 Rebiülevvel ayının 12'nci gecesi (20 Nisan) Efendimiz (sas) dünyayı şereflendirdi. 575 Süt annesi Halime Hatun, Allah Resulü'nü annesi Hz. Amine'ye teslim etti. 577 Efendimiz, Mekke ile Medine arasındaki Ebva Köyü'nde annesini kaybetti. Dedesi Abdülmuttalib Efendimizi himayesi altına aldı. 579 Abdülmuttalib ahirete göç etti. Efendimiz, amcası Ebu Talib'in yanında kalmaya başladı. 583 Amcası Ebu Talib'le ticaret maksadıyla Şam'a gitti. Burada Rahip Bahîra Allah Resulü'nün beklenen son peygamber olduğunu keşfetti. 590 Hilfu'l-Füdul (Faziletliler Antlaşması) cemiyetine iştirak etti. 591 Ticarete başladı. 596 İkinci kez ticaret maksadıyla Şam'a gitti. Üç ay sonra Hz. Hatice Validemiz'le evlendi. Hz. Hatice'den ikisi erkek, dördü kız olmak üzere sırasıyla, Kasım, Zeyneb, Rukiyye, Ümmü Gülsüm, Fâtıma ve Abdullah adlarında altı çocuğu oldu. 605 Kâbe'nin yeniden imarı esnasında kabileler arasında çıkan anlaşmazlığı giderdi. 610 Hira'da ilk vahiy tebliğ edildi. Kendisine peygamberlik görevi verildi. 613 Safa tepesine çıkıp ilk açık tebliğini yaptı. Yakın akrabalarına tebliğ için yemekler verdi. Müslümanlara işkence yapılmaya başlandı. 615 Habeşistan'a ilk hicret yapıldı. Mekke'deki şiddete hedef olmaktan kurtulup dinlerini daha iyi yaşayabilmek için dördü hanım, toplam on beş kişilik bir ekip yola koyuldu. Başlarında Efendimiz'in damadı Hz. Osman vardı. Aynı yıl, Hz. Hamza ile Hz. Ömer Müslüman oldu.
616 Habeşistan'a 2. hicret yapıldı. On sekizi hanım olmak üzere toplam yüz bir kişi Hz. Cafer İbn Ebi Talib önderliğinde Habeşistan'a gitti. O dönemde henüz Müslüman olmayan Amr İbn As'ın, Necaşi'yi Müslümanlara sahip çıkmama konusundaki ikna çabaları boşuna çıktı. Necaşi Müslüman muhacirlere ülkesinin kapılarını açtı. 617 Kureyş ileri gelenlerinden 40 kişi Ebû Cehil'in başkanlığında toplandılar. Müslümanlarla alış-veriş yapmamaya, kız alıp vermemeye, görüşüp buluşmamaya, ekonomik ve sosyal her türlü ilişkiyi kesmeye karar verdiler. Bu kararı bir ahidnâme şeklinde yazıp mühürlediler ve bir beze sararak Kâbe'nin içine astılar. Böylece Müslümanları canlarından bezdirip Hz. Peygamber'in kendilerine teslim edileceğini umdular. Karara aykırı hiçbir şey yapmayacaklarına dâir yemin ederek karar hükümlerini müsâmahasız uygulamaya başladılar. Bu şekilde Müslümanlara karşı üç yıl sürecek sosyal ve ekonomik boykot başladı. 619 Boykot sona erdi. Efendimiz'in oğlu Kasım, ardından diğer oğlu Abdullah vefat etti. Kısa bir süre sonra amcası Ebu Talib öldü. Ardından da Hz. Hatice validemiz irtihal etti. 620 Allah Resulü, Taif'e gitti. Orada kötü karşılandı. 621 İsra ve Miraç hadiseleri yaşandı. Aynı yıl birinci Akabe biatı
gerçekleşti. Medineli 12 Müslüman Allah Resulü'ne biat etti. Akabe
Tepesi'nde Hz. Peygamber (sas)'le görüşüp Müslüman olan altı kişi, hac
mevsimi sonunda Medine'ye döndüler. Gördüklerini, yakınlarına ve
dostlarına anlatarak, Medine'de Müslümanlığı yaymaya başladılar. Bir
sene sonra, hac mevsiminde Hz. Peygamber (sas) ile görüşmek üzere
Medine'den Mekke'ye 10'u Hazrec, 2'si Evs kabilesinden olmak üzere 12
Müslüman geldi. Başkanları Zürâre oğlu Es'ad'dı.
Medine'li 12 Müslüman "Allah'a şirk koşmayacaklarına, hırsızlık ve zinâ
yapmayacaklarına, (kız) çocuklarını öldürmeyeceklerine, kimseye iftirâ
etmeyeceklerine, Allah ve Peygamber'ine itâatten ayrılmayacaklarına"
dâir Peygamberimiz'in elini tutarak bîat ettiler. Peygamberimiz,
Medine'ye İslam'ı anlatması için Hz. Mus'ab b. Umeyr'i
görevlendirdi. İkinci Akabe Biatı yapıldı. Müslümanlar ve ardından da Efendimiz, Mekke'den Medine'ye hicret ettiler. Mescid-i Nebevi inşa edildi. İlk ezan okundu. 623 Kıble yönü Cenab-ı Hakk'ın emriyle Kudüs'ten Mescid-i Haram'a çevrildi. 624 Mekkeli müşriklerle Bedir Savaşı yapıldı. Aynı yıl Beni Kaynuka
Yahudileri üzerine gidildi ve onlar, Medine'den çıkarıldı. Ramazan
orucu farz kılındı. İlk bayram namazı kılındı. Zekat farz oldu. Allah
Resulü'nün kızı Hz. Rukiyye vefat etti. Hz. Ali ile Hz. Fatıma evlendi. İlk kurban bayram namazı kılındı. 625 Uhud muharebesi yapıldı. Mekkeli müşrikler, Mekke dışındaki müşrik kabilelerden 2000 asker topladılar. Mekke'den katılanlarla, 700'ü zırhlı, 200'ü atlı olmak üzere, Ebû Süfyan'ın komutasında 3000 kişilik tam tekmil bir ordu ile Medine üzerine yürüdüler. Müslümanların karşısında savaş durumu alan müşrik ordusu, sayıca Müslümanların 4 katından daha fazlaydı. Üstelik bunlardan 700'ü zırhlı, 200'ü atlıydı. Müslümanların ise 100 zırhı ve sadece 2 atları vardı. Uhud Savaşı'nda üç safha yaşandı: İlk safhada Müslümanlar üstün geldiler, müşrikleri bozguna uğrattılar. İkinci safhada, kaçan müşrikleri kovalamayı bırakıp, kesin sonuç almadan ganimet toplamaya koyulmaları ve Efendimiz'in yerlerinden ayrılmamalarını emrettiği okçu birliğinin görevlerini terk etmeleri yüzünden, Müslümanlar 70 şehit vererek mağlup duruma düştüler. Üçüncü safhada ise, dağılmış olan Müslümanlar, Peygamberimiz'in etrafında toplanıp, karşı hücûma geçerek, düşman hücûmunu durdurdular. 627 Hendek Savaşı yapıldı. Düşman saldırısını kolayca önlemek maksadıyla Efendimiz'in Medine etrafında hendekler kazdırması sebebiyle, Hendek savaşı adını alan bu muharebenin bir diğer adı da Ahzab'dır. Savaş neticesinde müşrikler mağlup olarak geri çekilmek zorunda kalmışlardı. Artık onlar bundan sonra Müslümanlar üzerine yürüme cesaretini kendilerinde bulamayacaklardı. Beni Kurayza Yahudileri Peygamber Efendimiz'le olan anlaşmalarına göre Hendek savaşında Medine'yi Müslümanlarla beraber korumak zorundaydılar. Fakat bunu yapmadılar. Üstelik anlaşma hükümlerini hiçe sayarak harbin en nazik safhasında müşriklerle işbirliğine gittiler. Hendek sonra Allah Rasulü ordusuyla Beni Kurayza üzerine yürüdü ve bu tehlikeyi bertaraf etti. 628 Kabe ziyareti için yola çıkıldı. Mekke'ye elçi olarak Hz. Osman gönderildi. Hz. Osman'ın müşrikler tarafından şehit edildiği haberini alan Efendimiz, sahabilerinden müşriklerle çarpışma mevzuunda biat aldı. Bu biata Rıdvan biatı denir. Bu haberi alan müşrikler, Hz. Osman'ı serbest bıraktılar. Müşrikler Müslümanların Kâbe'yi ziyaret etmemeleri konusunda çok kararlıydılar. Bunun üzerine Efendimiz'e bir heyet gönderip anlaşma imzalamak istediler. Allah Rasulü, ilk bakışta Müslümanların aleyhinde gibi görünen ama daha sonra lehine dönen anlaşma maddelerini kabul etti. Bu şekilde Mekkeli müşriklerle Hudeybiye barışı imzalandı. Maddelerin detayı şöyleydi: Taraflar 10 yıl harp etmeyecekler. Müslümanlar bu yıl Mekke'ye girmeyecekler, gelecek sene Kâbe'ye gelebilecekler. Medine'deki Müslümanlardan Mekke'ye iltica edenler Müslümanlara iade edilmeyecek, fakat Mekke'den Medine'ye Müslüman dahi olsalar iltica edenler istendiği takdirde geri verilecek. Arap kabilelerinden isteyen Peygamberimiz'le, isteyen de Kureyş'le birleşmekte serbest olacak. 629 Dönemin hükümdarlarına İslam'a girmeleri için mektup gönderildi. Peygamber Efendimiz, İslam'a davet maksadıyla ashabından Dihyetü'l-Kelbi'yi Rum Kayseri Heraklius'a, Amr b. Ümeyye ed-Demri'yi Habeş Necaşi Ashame'ye, Abdullah b. Huzafe'yi İran Kisra'sı Hüsrev Perviz'e, Hatıb b. Ebi Beltaa'yı Mısır Firavun'u Mukavkıs'a, Salit b. Amr'ı Yemame valisi Hevze b. Ali'ye, Şuca' b. Vehb'i Gassan Meliki Münzir b. Haris b. Ebi Şimr'e gönderdi. Aynı yıl Hayber savaşı yapıldı. Hayber'in fethi ile hemen hemen Arabistan'daki bütün Yahudiler İslam devletine tabi duruma gelmiş sayılıyordu. Ayrıca Bizans'la Mute muharebesi de bu yılda yapıldı.
630
Mekke fethedildi. Kâbe putlardan temizlendi. Mekke fethi ile Kureyş'in hemen hemen tamamı İslam'la şereflendi. Fetih, aynı zamanda civar kabileler, bilhassa Kureyşlilere taraftar bulunan kabileler üzerinde müspet tesirler bırakmış ve onların İslam ve Müslümanlara karşı gönüllerinde sevgi dolu sıcak bir alaka duymasına sebep olmuştu. Bununla birlikte gönülleri hâlâ bu sıcak ilgiden mahrum bulunan ve bu mahrumiyetten sıyrılmak arzusu taşımayanlar da vardı: Sakif ve Havazin kabileleri bunların başında yer alıyordu. Büyük bir ordu hazırladılar ve iki ordu Huneyn'de karşılaştı. Huneyn savaşında Müslümanlar galip geldi. Bizans üzerine Tebük seferi yapıldı. Bizans ordusu giriştikleri savaş hazırlıklarından cesaret edemedikleri için vazgeçtiler ve İslam ordusu karşısına çıkamadılar. 632 Efendimiz veda haccını yaptı. Rahatsızlandı ve ardından 8 Haziran'da vefat etti. HABER7COM-Zaman |